Mızmız Schopenhauer!
Varoluş bir tasarım falan değildir. Rastgele bir evrende, rastgele geldiğimiz bir noktadayız. Schopenhauer gibi tipler ise sanki ortada felsefi bir haksızlık varmış gibi varoluşun kendisine sövüp duruyorlar. Aptalca ağlamak yerine önce bu sıfır noktasını kabullenmek gerekir: Bu durum böyledir, çünkü böyledir. Sıfır noktasını kabul ettikten sonra "Şimdi ne yapacağız?" sorusuna odaklanılır. Bu bir perspektif meselesi de değildir; gerçeklik dediğimiz şey soğuk soğuk yüzümüze vurur.